anasayfa biyografi filmleri dizileri fotograflar video basin iletisim










 
BASIN

Güneş Gazetesi'nden Neslihan Yavuzcan'a konuşan Ali Sürmeli'nin söyledikleri..

"Televizyonun 'Zaza'sı, sinemanın 'İmam'ı, ünlü tiyatrocu Ali Sürmeli'den iki mektup var.. Biri Cumhurbaşkanı Gül'e, diğeri de dünyaya...

Newyork'ta 5 minare' filminin 'İmam'ı', 'Kurtlar Vadisi Pusu' dizisinin 'Zaza'sı ünlü tiyatro oyuncusu Ali Sürmeli bu haftaki konuğum. Bingöl Solhan'da doğan ama aslen Muş- Varto Omeriyan köyünden olan ve Postacı olan babasının sürekli posta atmasıyla görevi sürgünlerde geçen Türkiye'nin neredeyse tüm bölgelerinde büyüyen Ali Sürmeli, Yılmaz Güney'e yazdığı mektubun yanıtında; 'Bu işin okulu var, oraya git', denildikten sonra, Tiyatronun okulunu okuyor. Devlet Sanatçısı oluyor. 24 yıl süren devlet görevini, inanmadığı bir oyunu oynaması dayatılınca bırakıyor. Her rolün adamı Sürmeli, bugünlerini bizimle paylaşıyor ve bizim aracılığımızla yazdığı mektubu sizlere gönderiyor. 'Newyork'da 5 minare' şu an da Türkiye'de 3 milyon seyirciye ulaştı, Avrupa'da 500 bin'de. Mart ayında da Amerika'da gösterime girecek, gelen 3 firma teklifi değerlendiriliyor. Filmin yapımcısı canım arkadaşım Mahsun Kırmızıgül'ün başarısını bir kez daha kutluyorum. Ve sizi Ali Bey'le baş başa bırakıyorum. Bizi takip için http://twitter.com/neslihanyavuzcn

- Mektuplarınızdaki dilekleriniz yerini bulacak mı?

- Düşün ki, dünyanın tarifi tiyatro da şöyledir: ' Bütün dünya bir oyun sahnesi, kadın, erkek hepsi birer oyuncudur, bizim için. Uzaktan bakınca biz dünyayı öyle görüyoruz.' Şimdi bu sistemi oluşturan silah ve petrol üzerine oluşturmuş. En büyük petrol şirketlerinin olmaz dedikleri şey oldu. Meksika'da petrol kuyusu patladı, körfezi yok etti, mahvetti. Hani British Petrol'e hiçbir şey olmazdı, oldu. Hani sahne olan dünya dehşetli ekonomik kriz içinde. İyilik geldi, bunlar o kadar kötülüğe bulaşmışlar ki, farkına varmıyorlar yeniçağın. Din, dil, ırk ayırmaksızın, aslında bir tek dil var, o sevginin dili, ışığı. Dünya hakikaten kendisine kulak verenlere sesleniyor. 'Kötülük çağı bitti. Bir yere varılmadığını artık anladınız.'diyor.

SADECE YAPALIM VE KURTULALIM MAHSUN

- 'Newyork'ta 5 Minare' çok kaliteli, vizyonu açık bir film. Bu yaftalar neden?

- Valla ben anlamıyorum. Tıpkı 90 dakika oynanmış bitmiş futbol maçının, televizyonda ki spor programlarında o maçı saatlerce konuşulup, anlaşılmaması gibi. Anlamıyorlar, ama heyecanla anlamaya çalışıyorlar. Yahu aynı yerden giriyor top. 100 açıdan da seyretsen aynı yerden girmiş ve gol olmuş artık. Bu ülkede biri kalktı, gitti, Newyork'un göbeğinde FBI'ın binasının içinde film çekti, çıktı geldi. Ve güzel bir hikaye anlatıyor. 'Bakın babası, kardeşi, sevdiği öldürülen biri neler yapabilir. Bu işler kan davasına dönüşmeden, neler oldu, dönüşünce neler oldu'. Filmde gördüğünüz şeyler Müslümanlık üzerine tartışılması gereken şeyler. Çünkü hepsi kendine 'Müslüman' diyor ama, Biz de okuduk, oku diyor, aklını işlet diyor. Ve 'Öldürmeyeceksin' diyor. Din adına nasıl öldürebiliyorsun. İşte bu bir dünya oyunun parçası, mutlaka bir düşman yaratıyor sana, o oyunlara gelmemek lazım. Dünya iyiye gidiyor, biz de müjdeciler olarak söylüyoruz, filmimizde.

- İmam rolüne nasıl hazırlandınız?

- Ben aslında 'Deccal' i oynamak isterdim. Çünkü daha dişi bir rol. Mahsun 'yok' dedi. Bir yere gittim, kapandım 6 ay sonra sakallarım tamam olmuş döndüm. Ve ilk görüntüler bizim sahneyle başladı, 2009 Eylül'de. Hatta bugün oynasaydım, daha güzel oynardım bence diye düşünüyorum. Bu kadar güzel bir film olacağını düşünemedim. Sadece 'Yapalım ve artık kurtulalım Mahsun' dedim. 'Aşka Sürgün' dizisin ilk günüydü, taze birisi sete gelmiş, tiyatrocu, bir de bizim oradan. 'Sana bir hikaye anlatayım' diye söze başladı, Mahsun ve Poyrazköy'den Cihangir'deki eve kadar geldik, bitmemişti, arabanın içinde de 3 saat daha kaldık. 'Newyork'taki 5 minarenin senaryosunu anlattı. Mahsun'la filme başladık, 'Beyaz Melek'e, sonra 'Güneşi Gördüm' ve şimdi 'Newyork'ta 5 Minare'. Mahsun çok başarılı, bir şeyleri sonradan öğrenemezsin, içinde varsa olursun. Düşün Yıldız Kenter'i bile oynattı. Ben Yıldız Hanım'ın öğrencisiyim, Gidip de kapısını çalıp bir şey isteyemem. Mahsun gitti ve oynattı.

- 'Aşk'ta başarılı olamadım, ilahi aşkta yarımım derken' ne demek istediniz?

- Çok teşekkür ederim sana, hakikaten. Çünkü gazeteciler kalıplaşmış sorularla geliyor ve buna gıcık oluyorsun. Sohbet edersin o sohbetten ne çıkarsa çünkü benim için. 'Sadece susayan suyu, bulmuyor ki, su da susayanı buluyor.' Bunun farkına varınca, yarımmış duygusu oluyor. Sözler, kelimeler, cümleler mananın önüne geçince cahillik başlıyor. İşte bir türlü tam olunmuyor diye söylemeye çalıştım. Tamlanmamaktan, tamamlanmayan şey yarımdır. Ya da eksikliktir. Eksiklikte benim kendi özümde var olan bir şeydir.

- Hayatınız da birisi var mı?

- Hayatımda biri değil, birileri var. Hayatım çok güzel. Benim dünyam sevgi üzerinde, sevdiklerimle. Bildiklerimizden sıyrılıp o bilmediğimizle baş başa kalırsak göreceğiz ki, kendi içinde dönüyor dünya.

EŞLERİMDEN ÖZÜR DİLİYORUM

- Evlilikleriniz neden yürümedi?

- Benim yüzümden. Babam derdi ki, 'Hiçbir erkeğe peygamberlik 40'dan önce gelmez'. Bir erkek ancak 40'dan sonra erkek olabiliyor. Şu erkek milletinin gözündeki perdeyi neden Allah 40'dan önce kaldırmıyor. Ne bileyim en azından bir perdenin kalkmış olduğunu hisseden biri olarak söylüyorum. Eşlerimden özür diliyorum. Belki bilmiyorlar, ama mutlaka hissediyordur, manen olgunlaştığımı. Dilim döndüğünce 'özür diliyorum.' İlk eşimle hiç görüşmüyorum. Oğlum Eren'in annesi de ses tonumdan anlar diye bazen özür dilerim diyorum o da durup dururken 'niye' dediğinde 'boş ver esas konuya gelelim' derim. Ama beni affetmelerini isterim çünkü kendime baktığımda aşkı, işimde görmüşüm ben. Kafam hep; tiyatro da sinema da, senaryolar da. Gözüm önünde bir kadın var seni seçmiş, seni sevmiş ama ben eş değilim.

- Bir hayat arkadaşı istemiyor musunuz?

- Yok istemiyorum çünkü. Benim ülkemde karşılaştığım kadınlardaki, o sevdiğim eksiklik şu onlar da gerçekten şefkatle sevmiyorlar. Ya da ben aslında gerçekten sevilecek biri değildim. Ruhumda, aklımda hep iş vardı. Haklıydılar, yollarını erkenden ayırdılar. Dilerim benden daha mutlu olsunlar.

BABA VE OĞUL KANKİYİZ

- Babanızın sizi yetiştirmesiyle, oğlunuzu yetiştirmeniz arasında ne gibi farklar var?

- Babam otoriterdi, biz Eren'le kankiyiz. Ben çok yumuşak bir babayım. Oğlumla birlikte oturuyoruz. Ve çok iyi anlaşıyoruz. Annesiyle gelişimini tamamladıktan sonra birlikteyiz. Keşke anne işe gitse de, erkek çocuklarını baba büyütse. Ben o hakime çok kızgınım.

- Beraber çapkınlığa, futbol maçına gider misiniz?

- Yok ben öyle şeyleri sevmem. Ne futbol maçına giderim, ne de çapkınlığa gitmek isterim. İnsanın bir sevdiği olur, o insanın sevdiği de onun seviyorsa artık bir cennete düşersin, o cennete de sonsuza kadar yaşarsın.

SEN, BENİ SEVMİ MİSEN?

- Kurtlar Vadisi'ndeki 'Zaza' rolünde söylediğiniz; 'Sen, beni sevmi misen' cümlesiyle, dillere pelesenk oldunuz. Sokakta sizi görenler ne yapıyor?

- Bir yıldır ekipteyim. Çok güzel tepkiler alıyorum. Beni sokakta görüp, fotoğraf çektirmek isteyenler, cep telefonlarına çekiyorlar, sıkıldıklarında da siliyorlardır. Ve çektirenler şunu düşünmüyor. Sevdiğimiz bir insanla karşılaştığımızda özellikle erkekler, bakın 50 yaşındaki bir adam olarak söylüyorum 'lütfen banyo yapın'. Ben kısa boyluyum, onlar da genellikle uzun boylucalar ve beni koltuğunun altına alarak arkadaşına telefonunu verip çektirene kadar en az 5 dakika geçiyor. 'Ben bu kokuyu bu kadar uzun süre çekmek için yarabbi, ne yaptım' diyorum. Temiz insanlar var ama bazen de daha temizliğini tamamlayamamış erkekler de var. onlardan şikayetçiyim. Sokağa çıktığınızda temiz olun. Temizlik imandan gelir ama, temiz olmayan imandan da çıkarır. Evrimini tamamla artık, sokağa çıkıyorsun, bir meşhurla karşılaşabilirsin. Belki hayatının aşkıyla karşılaşabilirsin. Meşhur olmakta zor iş ama gene de şüakür.



Gazeteniz aracılığıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum

'Sevgili Ağabey, neden bir gün eşinizle filme gelmiyorsunuz? Bizi de kimse davet etmiyor sizin köşkünüze. Ne yapalım da filmi seyrettirsek size. Güzel oldu vallahi. Cumhurbaşkanım olarak söylediğiniz o tersanede hiçbir hazırlık yok. Efendim, gittim araştırdım, gördüm, sinema için hiçbir şey yapılmıyor orada. (Cumhurbaşkanı Gül'ün Camialtı Tersanesi'nin, sinema platosuna dönüştürülmesi projesi).Ama raporumuzu sunacak yetkili bulamıyoruz ki, bir an önce başlayalım.

Biz hayali büyük sinemacılarız efendim. Gözlerimiz hep ufuk çizgisinde. Ama paramız yok. Lütfen sinemaya Cumhurbaşkanlığı himayesi gösteriniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sinemaya daha fazla şefkat ayırmasını sağlayınız.

Binlerce pırıl pırıl gencimiz var. İşsiz, hepsinin de çok güzel projeleri var. Sinemamızın altyapısı yok, Belediyeler kaldırımlarla uğraşıyor. Sizler geçerken söyleyemiyoruz ama, size saygı gösteriyoruz, büyüğünüz olarak. Sizler de, küçüklerinizi seviniz. Seviniz ki, sevilesiniz. Bu kadar basit efendim, teşekkür ederim, sağ olun.'



Ahlak çiçekleri koklamalıyız

Şu aralar çok mutluyuz çünkü savaş bitti, barışı istedik ve oldu. Daha güzel filmler yapıp, güzelliklerin destanlarını anlatacağız artık. Savaşa bitirip dostluğu başlatanlar çoğaldı. Artık sanat filmleri yapabileceğiz dünyaya. Siz kulak asmayın çığırtkanlara, sesleri yoruldu.

Bir hayatı yeniden doğurma zamanı. Lütfen Cumhuriyeti idare edenler bu kış doğalgaza, elektriğe, suya, oduna, kömüre zam yapmayın. Yeter artık silahlara para vermeyin kendi halkınıza dağıtın. Bu kış barışın keyfini tadalım. Ve hiç vazgeçmeyelim bu keyiften, güzel olan şu ülkenin tadına varalım. Daha çok bahar gelecek. Televizyonlarda, gazetelerde hiç ölmeyecek artık gençler. Kimseler ağlamayacak artık evladım diye. Sonra birinin kazandığı, birinin ders aldığı seçimler gelecek daha canımızın çektiğine vereceğiz iktidarı, kim daha güzeli, iyiyi, doğruyu söylerse ona inanıp, fırsat vereceğiz. Al sana iktidar. Biliyoruz ki artık eskisi gibi olmayacak, daha dürüst, vicdanlı ahlak çiçekleri koklayacağız. Bir alıştık mı kolay kolay vazgeçmeyiz, kardeşlikten, dostluktan. Bu füzeler Sarkozy'nin dediği gibidir, kendisini dürüstlüğünden dolayı kutlarım. 'Biz kediye, kedi deriz ve bu füzelerde aleni İran için' dedi açıkça. Olabilir mi, hani entelektüel biriydi, şiir sevilmez mi, ama sayın politikacı ben de kendi adıma açıkça 'yoruldum, Müslüman kanı dökülüşünü seyretmekten. Artık savaşmıyorum 'diyorum, gidin kendinize başka uşaklar bulun, eğer bulursanız yok etmek için. Gözleriniz aydın olsun. Aydınlıklar içinde kalın."



Güneş Gazetesi / Neslihan Yavuzcan

 
  
Sineport.com | Tfutbol.com | Dogalvadi.com | Bricturk.com | OkulTavsiye.com | ParfumTavsiye.com |